Diskalkuli

Matematikle başı dertte olanların sayısı az değildir. Özellikle konular ilerledikçe zorlanma oranı artar ve sonunda bazı öğrenciler matematik dersini sevmediklerini ve o yüzden başarılı olamadıklarını düşünmeye başlarlar. Oysa çoğu zaman başarısızlığın nedeni sevmemekten öte bir şeydir. Daha doğrusu öğrencinin matematiği niçin sevmediği açıklığa kavuşturulmalıdır. Öğretmenden, öğretme sisteminden ya da derse karşı önyargılı olmaktan kaynaklanan isteksizlik ve zorlanmalar olabilir. Bunlar gerekli değişiklikleri yapıldığında ortadan kalkar ve başarı yakalanır. Ancak çocuğun öğrenme yeteneklerinden kaynaklanan zorlanmalarda durum bu kadar parlak değildir. Bazı çocuklar vardır ki, diğer öğrenme alanlarında sorun yaşamamalarına karşın, matematik kavramları öğrenmekte daha ilkokul, hatta anasınıfında iken zorlanırlar. Zihinsel yetilerde gerilik olmadığı halde matematik alanında zorlanmaya matematik öğrenme bozukluğu ya da diskalkuli diyoruz. Bu çocuklarda zekâ düzeylerinin ve yaşlarında beklenenin belirgin derecede altında matematik yeteneği vardır. Genellikle ilkokul 1 ya da 2.sınıfta matematik kavramları anlama ve öğrenmedeki zorluk belirgin hale gelir.                   

Türkçe ve sosyal dersleri ile kıyaslandığında matematikteki başarının oldukça düşük olduğu görülür.    Matematik becerideki yetersizlik başta matematik dersi olmak üzere matematik kavram ve işlemlerin kullanıldığı fen dersi gibi diğer derslerde de başarısızlık oluşturur. Aynı zamanda çocuk günlük işlerde kullanılan basit işlemleri yaparken zorlanabilir ve bu durum çocuğun hayatını kısıtlayıcı olabilir.  Matematik öğrenme bozukluğu diğer akademi beceri bozuklukları ve dikkat eksikliği sorunu ile birlikte de görülebilir. Zihinsel yetileri iyi olan çocuklarda ortaokul düzeyinde daha karmaşık problem ve işlemlerin öğrenilmeye başlanmasıyla sorun açığa çıkabilir. Matematik öğrenme bozukluğu olan çocukların bir kısmı anasınıfında iken sayıları, matematik terim, sembol ve işaretleri kavrama sorunuyla hemen dikkat çekerler. İlkokula başladıklarında ise dört işlemi kavramakta güçlük çektikleri ve işlemlerde sık hata yaptıkları gözlenir. En çok zorlandıkları alan ise matematik problemini çözme konusundadır. Problemin çözümünü anlamakta, yorum yapmakta ve hangi işlemleri hangi sıra ile yapacaklarını belirlemede güçlük çekerler. Bu nedenle daha düşünmeden, problemin ne istediğini anlamadan işlem yapmaya çalışırlar.

Ortaokul ve lise dönemine gelindiğinde ise başta geometri olmak üzere diğer matematik işlemlerde zorlanmaları daha da belirgin hale gelir. Sonuçta çocuk matematikte yaşadığı zorluğu fark eder ve “ben matematiği sevmiyorum” demeye başlar. Burada sevmemek aslında becerememek anlamına gelmektedir. Anne babanın ve öğretmenin bu durumu anlaması aslında zor değildir. Belirgin beceri sorunu hemen anlaşılır. Önemli olan bunu anladıktan sonra yapılması gerekenleri doğru bir şekilde uygulamaya koymaktır. Öncelikle çocuğun matematikte bire bir desteğe ihtiyacı olduğu bilinmeli ve özel ders desteği planlanmalıdır. Bu desteği verecek kişi mutlaka çocukta matematik öğrenme zorluğu olduğunu bilmeli, en temel konulardan başlayarak çocuk ele alınmalıdır. Örneğin. 4. sınıfa giden bir çocukta, daha dört işlem bilgisi tam yerleşmemiş olabilir. Bu nedenle öğretmeye temel bilgilerden başlanmalı, sınıf seviyesi göz ardı edilmelidir. Kesinlikle aceleci davranılmamalı, yavaş ilerleme normal kabul edilmeli ve sık tekrar yapılmalıdır. Matematik kavramları ve problemlerin çözümünü anlatırken mutlaka görsel materyaller kullanılmalıdır. Çünkü bu özellikteki çocuklara matematik kavramları sadece zihinsel olarak anlatmak yeterli olmayacaktır.

Diğer önemli konu da, çocuklarında matematik öğrenme bozukluğu olan anne babaların matematik alanındaki beklentilerini yüksek tutmamaları gereğidir. Bu çocuklar eğitim süreçlerinde matematik dışı alanlara yönlendirilmelidir. Böylece kendi beceri ve yeteneklerine uygun bir alanda başarıyı yakalama ve üretken olma imkânı yakalamış olurlar.